htmlkodu.net

 
6/B<Resmi Web sitesi Hoş qeldiniz
> 6 Sınıf.Öğretmen= Seval usta B <  
  Ana Sayfa
  İletişim
  Ders Programı
  Okulumuzun Tarihçesi
  Ressam Şevket Dağ İsmi Verilen Okulumuzun İnsanı(HaYaTı)
  Matematik Bölümü
  Türkçe Bölümü
  Fen Ve Teknoloji Bölümü
  Din Ve Ahlak Bilgisi Bölümü
  İngilizce Bölümü
  Sosyal Bİlgiler Bölümü
  Anketler
  Forum
  Ziyaretçi defteri
  Link listesi
  Gazete
  Burayı Sadece Kurucu Görebilir!!Saklı sayfadır..
  Sen de Kendine bir Sayfa yap..
Sosyal Bİlgiler Bölümü

                      ™   Sosyalbilgiler bölümü ™ 

II.DÜNYA AVAŞI SAVAŞIN ÇIKIŞ NEDENLERİ

Mayıs 8th, 2009

II.DÜNYA SAVAŞI
SAVAŞIN ÇIKIŞ NEDENLERİ:
Faşizm:Anti komünist,katı devletçi ve milliyetçilik üzerine kurulu bir görüş.Alman Nazizmi,İspanyol Falanjizmi,Arjantin Peronizmi bazı hareketler de bu adla anılmıştır.
Nazizm:Nasyonal(milliyetçi,kavmiyetçi)sosyalizm.

I- I. Dünya Savaşından yenik çıkan devletler ağır şartlar taşıyan antlaşmalar imzalamak zorunda kalmış ekonomik,siyasi ve askeri açıdan büyük kısıtlamalarla karşılaşmışlardı.Özellikle Almanya’nın imzaladığı Versay antlaşmasını Almanya içine sindirememişti.Alman ırkının üstünlüğünü kullanan Adolf Hitler 1933 ‘te Nazi Partisi lideri olarak iktidara geldi ve Diktatörlüğünü ilan etti.Hızla silahlanarak Versay antlaşmasını tanımadığını ilan etti.
II- I. Dünya Savaşının galip devletlerinden umduğunu bulamayan İtalya’da Faşist Partisi lideri olarak Benito Mussolini 1922’de iktidara geldi.Akdeniz çevresindeki eski Roma devletini yeniden kurma hevesine kapıldı.
III- I.Dünya Savaşının sonundaki sınırların belirlenmesinde milletler ilkesine pek uyulmamıştı bu yüzden etnik ve sınır çatışmaları meydana geldi.
IV- Dünya barışını korumak için I.Dünya Savaşı’nın sonunda kurulan Milletler Cemiyeti,galip devletlerin (özellikle İngiltere) çıkarına hizmet eden bir kurum haline dönüşmüş,barışı ve güvenliği sağlamaktan uzak kalmıştı.Bu durum teşkilata karşı güvensizliğe yol açtı.
V- 1932’de Mançurya’yı işgal eden Japonya,Uzakdoğuda büyük bir imparatorluk kurmak istiyordu.

İLK OLUŞUMLAR
I. Dünya Savaşı sonunda kendini mağdur durumda gören ve yayılmacı politika izleyen İtalya ve Almanya ,Roma-Berlin Mihveri adıyla bir ittifak kurdular(1936)Daha sonra bu ittifaka Japonya’da katıldı; Böylece Roma-Berlin-Tokyo Mihveri doğdu.

NOT:II.dünya Savaşı’nın asıl nedeni;Almanya-İtalya-Japonya arasında Mihver Devletler blokunun kurulması ve bu devletlerin(özellikle Almanya’nın) sınırlarını genişletme çabalarıdır.

Mihver Devletler blokuna karşı özellikle İngiltere ve Fransa ‘nın başını çektiği ,daha sonra Sovyet Rusya,Çin.ABD’nin katılmasıyla müttefik devletler bloku doğdu.

SAVAŞIN BAŞLAMASI VE GELİŞİMİ
II.Dünya Savaşı Almanya’nın Polonya’yı işgali üzerine başladı.(1939)İngiltere ve Fransa bu işgali tanımadı ve Polonya’nın yanında yer aldı.İtalya da Almanya’nın yanında savaşa girdi.
Almanya kısa sürede Danimarka,Norveç,Belçika,Hollanda ve Fransa’yı işgal etti.Yine İtalya ve Almanya,Arnavutluk,Yugoslavya ve

Yunanistan’ı işgal ederek Balkanları ve Doğu Akdeniz’i kontrolleri altına aldılar.Bu durum Rusya’nın tepkisine yol açtı.Almanya 1941 yılında Sovyet-Rusya’ya savaş açtı;ilerleyen Alman orduları Moskova önlerinde durduruldular.
Savaşın bir cephesi de Kuzey Afrika’da açıldı.Mısır üzerine yönelen Alman ve İtalyan ordularını İngiltere durdurdu.
Uzakdoğu’da Fransız sömürgelerini işgalle başlayan Japonya’nın Havai’deki Perl Harbor bombalaması üzerine ABD de savaşa girdi.
Kuzey Afrika’ya çıkarma yapan ABD kuvvetlerinin yardımı ile müttefikler ,bölgeyi hakimiyetleri altına aldılar,ardından İtalya’yı işgale başladılar.İtalya^da iç karışıklıklar çıktı ve Mussolini iktidardan düştü.Yeni İtalyan yönetimi ateşkes imzalayıp savaştan çekildi.(1943) Bu durum Almanya’yı zor durumda bıraktı.Saldırıya geçen Sovyet Rusya;Romanya,Bulgaristan,Yugoslavya ve Macaristan’ı işgale başladı;İngiltere de Yunanistan’ı işgal etti.
Batı cephesinde İngiltere ve ABD orduları ,Fransa’nın Normandiya kıyılarına çıkarma yaparak Fransa’yı işgalden kurtardılar,Almanya’ya girdiler.Bunun üzerine Hitler İntihar etti,yeni yönetim teslim oldu.(1945)
Uzakdoğuda İngiliz ve ABD kuvvetleri üstünlüğü ele geçirdilerse de Japonya direnmekte devam etti.ABD son çare olarak Hiroşima ve Nagazaki kentlerine atom bombası atarak Japonya’nın teslim olmasını sağladı.(10 Ağustos 1945)

Her iki şehirde de yüzbinlerce insanın ölmesine ya da sakat kalmasına yol açan atom bombası ilk defa kullanılmakta olup II.Dünya savaşını da fiilen sona erdirdi.

II.DÜNYA SAVAŞINDA TÜRKİYE’NİN TUTUMU

Mayıs 8th, 2009

Stratejik konumu nedeniyle gerek mihver devletler gerekse müttefik devletler Türkiye’yi savaşa zorladılar.Türkiye ise “Yurtta Barış Dünyada Barış “ilkesi gereği ve I. Dünya savaşının acı tecrübelerini bir daha yaşamamak için savaştan uzak kalmaya çalıştı.
Atatürk İtalya ve Almanya’nın yayılmacı politikalarının bir gün savaşı başlatacağını düşündüğü için Batı ve Doğu sınırlarını güvenceye almıştı(Balkan ve Sadabat Paktları)
Almanlar Balkanları işgal ederek sınırlarımıza dayandılar ve savaşa girmemiz için baskı yaptılar ancak Türkiye tarafsızlığını korudu ve Almanya ile Saldırmazlık Antlaşması imzaladı(1941).Ancak ilerleyen Alman orduları Sovyet Rusya tarafından durdurulunca Türkiye üzerinde Sovyet Rusya tehdidi yoğunlaştı.
ABD Başkanı Roosvelt ile İngiltere Başbakanı Churchill anlaşarak Türkiye’yi savaşa sokmayı ve Almanlara karşı Balkanlarda bir cephe açmaya karar verdiler.Churchill bu kararı Cumhurbaşkanı İnönü’ye Adana’da bildirdi.(1 Şubat 1943).Ancak Türkiye evet veya hayır demeyerek silah ve techizatının yetersiz olduğunu belirterek oyalama taktiği uyguladı.
Moskova’da bir araya gelen müttefikler Türkiye’nin savaşa zorlanması kararını verdiler bu amaçla İngiltere Dışişleri bakanı il e Türkiye Dış işleri Bakanı Kahire’de görüştüler(I. Kahire Görüşmesi.Ekim 1943)Ancak Türkiye ,yeterli yardım yapılmadıkça savaşa girmeyeceğini belirtti.
Tahran Konferansında yeniden bir araya gelen müttefik devletler Türkiye’nin savaşa girmesi konusunda yeniden fikir birliğine vardılar.Roosvelt ve Churchill Kahire’de İnönü ile bir daha görüştüler(II.Kahire Görüşmesi.Aralık 1943)silah ve techizatın yetersiz olduğu bir kez daha vurgulanmakla beraber Türkiye, ilke olarak savaşa katılmaya karar verdi.
1944 yılında Almanya’nın durumunun kötüye gitmesi üzerine Türkiye ,Almanya ile ilişkilerini kestiğini bildirdi.Diğer yandan Yatla Konferansında bir araya gelen Müttefikler savaşın sonunda kurmayı düşündükleri Birleşmiş Milletler Örgütüne kendi yanlarında,1 Mart 1945 tarihine kadar savaşa katılan devletleri kabul edeceklerini bildirdiler.
Savaşın kaderi belli olmaya başlamıştı,Almanya’nın yenilmesi üzerine,Balkanlar bu kez de Sovyet Rusya tehdidi altına girmişti.Bu durum Türkiye’yi endişelendirdi.Türkiye,23 Şubat 1945’te Almanya ve Japonya’ya savaş ilan etti.Ancak savaşın sonu belli olduğundan fiilen savaşa katılmadı. Konunun devamini oku »

DEMOKRASİYE GEÇİŞ

Mayıs 8th, 2009

Türkiye’nin kuruluş yıllarında gerçekleşmesi düşünülen çok partili hayat denemeleri halkın henüz hazır olmaması üzerine kesintiye uğramıştı bu yüzden ülkede CHP’den başka parti yoktu.Batılılar ise bu durumu eleştiriyorlardı.Türk aydınları da çok partili hayata geçmenin vaktinin geldiğini düşünüyorlardı.Savaş Döneminde çekilen sıkıntılar da CHP ve kadrolarını halkın gözünden düşürmüş ve soğutmuştu.Parti kurmanın önünde bir engelin bulunmaması ve İnönü’nün de yeni partilerin kurulabileceği düşüncesine sıcak bakması 18 Temmuz 1945’te “Milli Kalkın Partisi”nin kurulmasına yol açtı.7 Ocak 1946 ‘da Demokrat Parti kuruldu.Bu Parti ile 1848’de kurulan Millet Parti’si dışındaki partiler etkili olamadı.
1946’da ilk kez tek dereceli seçimler yapıldı.”Açık oy,gizli tasnif” esasına dayandığı için çeşitli tartışmalara yol açtı.1950 yılında yapılan seçimleri Demokrat Parti kazanarak CHP’nin 27 yıllık Tek Partili iktidarına son verdi.
1960 ve 1982’de Askeri Darbeler yapılarak ülkede demokrasi kısa sürede de olsa kesintiler yaşamıştır.

İKİNCİ DÜNYA SAVAŞI SONRASI TÜRKİYE’NİN DIŞ POLİTİKASI VE DEMOKRASİYE GEÇİŞ

Mayıs 8th, 2009

Çok dikkatli ve dengeli bir politikayla II. Dünya savaşının dışında kalan Türkiye bu sefer Rusya’nın tehdidi altına girmişti.29 Mart 1945’te 1925’ten beri yürürlükte olan Tarafsızlık antlaşmasını tanımadığını ilan etti.Bunda II. Dünya savaşına Türkiye girmediği için zor durumda kalması ve geleneksel politikalarından vazgeçmemiş olmasının etkisi vardır.
Sovyetler Birliği,7 Ağustos 1946’da Türkiye’ye verdiği notada ,Boğazların ortaklaşa savunulması için bir üs isteğinde bulunmuş ve ayrıca Kars,Ardahan ve Artvin’i istemişti.Türkiye’nin bu istekleri reddetmesine karşılık 24 Eylül 1946 ‘da aynı nitelikte ikinci bir nota gönderdiler.Türkiye de buna karşılık Doğu sınırlarına yığınak yapmaya ve beklemeye başladı.Başlangıçta sessiz kalan Batı ülkeleri,savaş hazırlıkları yapılınca Rus isteklerini reddettiler ve Boğazların tek hakiminin Türkiye olduğunu bildirdiler.ABD Truman Doktrini gereği Yunanistan ve Türkiye’ye askeri yardımda bulunmaya başladı.1947’den itibaren Batı savunma sistemi içinde yer almaya başlayan Türkiye’ye karşı Sovyetler Birliği bir daha herhangi bir istekte bulunmadı.

ÜLKEMİZDE NÜFUS

Mayıs 6th, 2009

ÜLKEMİZDE NÜFUS
SÜRE:12 SAAT
KAZANIMLAR
1. Türkiye’de nüfus dağılışının sebep ve sonuçları.
2. Ülkemizde nüfusun özellikleri.
3. Eğitim ve çalışma hakkı.
4. Göçün sebep ve sonuçları.
5. Yerleşme ve seyahat özgürlüğü.
BİLİNMESİ GEREKEN KAVRAMLAR:
İşsizlik
Nüfus: sınırları belli bir alanda, belli bir zaman diliminde yaşayan insan sayısına denir.
Yapılan nüfus sayımları ile nüfus miktarı, nüfus artışı, nüfusun ekonomik ve kültürel özellikleri, nüfusun dağılışı ve değişimi gibi özellikler tespit edilebilir.
TÜRKİYE’DE NÜFUS: İlk nüfus sayımı (1831) II. Mahmut döneminde yapıldı. Yalnızca ( vergi verecek ve askere gidecek olan) erkekler sayıldı. Türkiye Cumhuriyeti’nde ilk nüfus sayımı 1927 yılında, ikincisi 1935 yılında yapılmıştır. 1990’ a kadar 5 yılda bir, sonra 10 yılda bir yapılmış ancak 1997 yılında seçmen sayısını tespit etmek için bir ara sayım yapılmıştır. Son nüfus sayımı 2000’ de yapıldı.
*Ülkemizde yapılan nüfus sayımları ile insan sayısı, nüfus yoğunluğu, nüfusun yaş ve cinsiyet, okuryazarlık, öğrenim durumu, iş durumu, medeni durum, köy ve kentsel durumu tespit edilir.
*Nüfus sayımlarını Devlet İstatistik Enstitüsü (DİE) yeni ismiyle Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) yapar.
Nüfus Yoğunluğu: Bir yerde km²’ ye düşen insan sayısıdır.

Nüfus Yoğunluğu = Nüfus Miktarı
Yüz Ölçümü
*Türkiye’de en az nüfus artışı 2. Dünya Savaşı nedeniyle 1940–1945 arası, en fazla nüfus artışı hayat şartlarının düzelmesiyle 1955–1960 arası olmuştur.
*Nüfus Artışının Olumlu Sonuçları
1-Üretim ve vergi gelirleri artar.
2-Mal ve hizmetlere talep artar.
3-İşgücü artar ve ucuzlar, üretim ucuzlar.
4-Yurt savunması kolaylaşır.
*Nüfus Artışının Olumsuz Sonuçları
1-Kişi başına düşen mili gelir azalır.
2-Enflasyon ve işsizlik artar.
3-Göç ve çarpık kentleşme artar.
4-Kaynaklar hızla tükenir.
5-Trafik sorunu ortaya çıkar.
6-İhracat azalır
7-Anarşi, terör artar.
8-Altyapı yetersiz kalır.
—Türkiye’de Nüfusun Dağılışı-
Yoğun Nüfuslu Yerler:
-Marmara Bölgesi (Çatalca-Kocaeli):Nüfusun yoğun olma sebepleri tarım, sanayi, ulaşım, turizm, ticaret
-Kıyı Ege: Nedeni tarım, sanayi, turizm, ticaret
-İç Anadolu (Yukarı Sakarya): Nedeni başkentin burada olması, tarım, ticaret, sanayi
-Kıyı Akdeniz: Turizm, sanayi, tarım
-Doğu ve Batı Karadeniz Kıyıları: Tarım, sanayi, iklim
Seyrek Nüfuslu Yerler:
Doğu Anadolu’nun yüksek yerleri, Akdeniz’de Teke ve Taşeli Platoları, Ege’de Menteşe yöresi, Marmara’da Biga Yarımadası, Yıldız Dağları, İç Anadolu’da Tuz Gölü ve çevresi, Karadeniz’de Sinop, Bayburt ve Gümüşhane’ dir.
-Buraların iklimi sert, ulaşımı zor, dağlar fazladır. Madencilik, sanayi, turizm, tarım gelişmemiştir. (Bu şartlardan hepsi bir şehirde bulunmayabilir. Mesela Sinop’un iklimi çok güzeldir ancak iç kesimle bağlantısı zordur.)
GÖÇ: Ekonomik, toplumsal, siyasi ve doğal nedenlerle insanların yer değiştirmesine göç denir.
İç Göç: Ülke içinde yapılan göçlerdir. Buda sürekli ve mevsimlik göç diye ikiye ayrılır.
İç Göçün Nedenleri:
1-Kırsal kesimde hızlı nüfus artışı
2-Tarım alanlarının miras yoluyla parçalanması
3-Kırsal kesimde iş imkanının yetersiz olması
4-Kentlerde ki iş, sağlık, eğitim vs hizmetlerin daha iyi olması
5-Doğal afetler
6-Makineli tarım
7-Güvenlik(terör)
8-Kan davaları
İç Göçün Sonuçları:
1-Çarpık (plansız) kentleşme
2-Altyapı sorunları
3-Belediye hizmetlerinin yetersiz kalması
4-İşsizliğin artması
5-Hırsızlık ve kapkaç gibi sorunların yaşanması
6-Çevre kirliliği oluşur
7-Trafik ve eğitim sorunları olur.
*Ülkemizde iç göçler doğudan batıya doğru olur. En çok göç Marmara, Ege ve Akdeniz’e olur. En çok göç veren bölgeler Güneydoğu Anadolu, Doğu Anadolu ve Karadeniz’dir.

Dış Göç: Bir ülkeden başka bir ülkeye yapılan göçlerdir.
Dış Göçün Sebepleri:
1-İş bulma
2-Savaş ve doğal afetler
3-Ülkeler arası nüfus değişimi
4-Etnik ve kültürel nedenler
5-Turizm faaliyetleri
Sonuçları:
Göç alan ülkelerin nüfusu artar. Kültürel ilişkiler gelişir. Ekonomik ilişkiler gelişir.

Beyin Göçü:Bir ülkenin zeki insanlarının başka ülkelere gitmesi
*Türkiye’de Yerleşmeyi Etkileyen Faktörler
İklim, yeryüzü şekilleri, toprak, ekonomik etkenler, ulaşım, su kaynakları, maden, turizm

YERLEŞME Konunun devamini oku »

ZAMAN İÇİNDE BİLİM

Mayıs 6th, 2009

4.ÜNİTE:ZAMAN İÇİNDE BİLİM
KAZANIMLAR:
1. İlk uygarlıkların bilimsel ve teknolojik gelişmelere katkılarına örnek verir.
2. Yazının kulanım alanları ve bilgi aktarımındaki önemi
3. Türk-İslam bilim adamlarının bilimsel gelişim sürecine katkıları.
4. Rönesans ve Reformla başlayan gelişmelerin günümüze etkisi.
5. Tarihsel süreçte düşünceyi ifade etme ve bilim özgürlüklerini bilimsel gelişmelerle ilişkilendirir.
BİLİNMESİ GERKEN KAVRAMLAR:
-Çağ -Keşif -Milat –Uygarlık - Buluş -Bilim

Yeni Buluşlar= (Tekerlek,barut,mum,mürekkep,cam,yazı)
Kâğıt, Barut, Pusula ve Matbaa Talas Savaşı (751) ile Müslümanlara, Haçlı Seferleri ile de Avrupa ya geçti.

BULUŞLARIN SERÜVENİ
İnsanların, avladıkları hayvanları kesip parçalamak, kemikleri kırmak için çakılları ve taşları kullandıkları zamandan beri bu aletlerde sürekli devam edecek bir gelişme, teknolojik gelişmeler başlan bulunuyordu.
CAM: Camın hammaddesi kumdur. Kumun yapısında bulunan silisyum dioksit, yüksek sıcaklıkta erir. Camın dayanıklı olmasını sağlamak, yumuşaklığı¬nı artırmak ve renk katmak için çeşitli maddeler katılır.
Evlerde kullandığımız cam eşyaları¬nın dışında yeni yapılan iş merkezlerinin birçoğunun dış yüzeyleri de cam bloklarla kaplanmaya başlanmıştır. Camın hafif olması ve aydınlığı sağlaması ya¬nında estetik olması da kullanım alanını genişletmiştir.
Mezopotamya’da bulunan ilk cam örneklerinin tarihi MÖ 3. yüzyıla dayanır. MÖ 1000 yıllarında Mısırlılar cam elde etmeyi başardılar. Suriyeli cam ustaları “Cam Üfleme Tekniği’ni kullandılar.
Türklerde cam sanatı Selçuklularla beraber başladı ve İstanbul’un alınışından sonra Osmanlı döneminde gelişti. İstanbul ve çevresinde 14. yüzyılın başlarında “Çeşm-i Bülbül” adı verilen bir cam çeşidi yapılmaya başlandı. Türkiye’de ilk cam fabrikası 1934 yılında Paşabahçe’de kuruldu.
Çeşm-i Bülbül: Anadolu atölyelerinin çıkardığı bir üründür. Bu teknik, modern cam endüstrisinin ilerlemiş yöntemlerinin bile geleneksel ustaların çalışmalarını geçemediği bir tekniktir.
MÜREKKEP: Günümüzden yaklaşık yedi bin yıl önce Mezopotamya’nın verimli toprak¬larında tarımın gelişmesiyle yazılı kayıtlar tut¬ma zorunluluğu ortaya çıktı. Babiller ve Mısır¬lıların başlangıçta kullandıkları yazma aracı basit çakmak taşı iken, bunun yerini ucu yon¬tulmuş çubuk aldı. MÖ 1300′e doğru Çinliler ve Mısırlılar kandillerde aydınlatmadan olu¬şan isi su ve bitki zamklarıyla karıştırarak ha¬zırlanan mürekkebi buldular.
İlk çağlarda kullanılan mürekkep, parşömen üzerine yazmak için deriye iyice sinen ve silinmesi ko¬lay olmayan, özel dayanıklı bir mürekkepti. Bu mürekkep, bugünde birçok mürekkeplerin yapıldığı gibi mazı soyundan (mürekkep kozası) demir sülfattan ve reçineden (ya da Arap zamkından) yapılırdı.
Eski mürekkebin önemli bir özelliği, yazının renginin yazarken çok soluk olması ve daha sonra kendi kendine kararmasıydı. Günümüzde kullanılan mürekkep de ise içine boya katılmasından dolayı böyle bir durum yaşanmıyor dolayısıyla yazan kişinin de okuyan kişi kadar iyi görebilmesini sağlıyor.

TEKERLEK: Tekerlek bütün çağların en önemli mekanik icadıdır. Makinelerin çoğunda, saatlerde, yel değirmenlerinde, buhar makinelerinde ayrıca otomobil, bisiklet gibi taşıtlarda tekerlek ve tekerlek ilkesine dayanan dişli ve çarklar vardır.
Kesile ağaç kütüklerinin yuvarlanmasının görülmesi tekerleğin atası sayılır. En eski tekerlek yaklaşık 5000 yıl önce Mezopotamya’da yapılmıştır. Çömlekçilerin toprağı şekillendirmede yardımca bir araç olarak kullandıkları tekerleğin arabalara takılması ulaşımda köklü bir dönüşüme neden oldu. İlk tekerlek kalın kalasların, yan yana getirilip tutturulduktan sonra yuvarlak biçimde kesilmesiyle elde edilen disklerdi. MÖ 200 yılında parmaklı (ispitli) tekerlek icat edildi. Parmaklıkları deri ya da metal şeritle sağlamlaştırıldı. Böylece ilk lastikler ortaya çıktı. Zamanla sabit bir dingilin çevresinde dönen tekerlekler yapıldı.

MUM: Günümüzden yaklaşık 2000 yıl önce ortaya çıktı. Mum çevresi balmumuyla ya da don yağıyla sarılmış bir fitilden oluşur, yakılan fitilin alevi balmumunun ya da don yağının bir bölümünü eritir; böylece fitil sürekli yanarak ışık saçar. Bu bakımdan mum, kullanılması daha kolay bir yağ lambasıdır.
Yağ lambaları ve mumlar gazyağıyla aydınlatmanın yaygınlaştığı 19. yüzyıla kadar başlıca yapay ışık kaynakları olmayı sürdürdüler.

BARUT: Çinliler tarafından bulunmuştur. Daha sonra Türkler vasıtasıyla Çinlilerden Müslüman Araplara geçmiştir. Haçlı Seferleri sırasında Avrupalılar barut yapmayı Müslümanlardan öğrendiler Barut sayesinde top, tüfek gibi ateşli silahlar yapıldı.
Fatih Sultan Mehmet’in İstanbul surlarını yıkabilecek toplar yaptırması, Avrupa krallarının işine yaradı. Krallar büyük toplar sayesinde söz geçiremedikleri derebeylerin şatolarını yıktılar, böylece Avrupa’da derebeylerin egemenliklerine son veren krallar siyasi güçlerini artırdılar.
Ateşli silahlarda kullanılan barut yol yapımında, maden çıkarılmasında da kullanılmaktadır.
SÖZ UÇAR YAZI KALIR
Günümüzden yirmi bin yıl önce mağara duvarlarına çizilen hayvan resimleriyle başlayan insanın iz bırakma tutkusu, altı bin yıllık bir geçmişi olan yazının ortaya çıkarılmasında atılan ilk adımlardır.
Tarih, insanın yazıyı bulmasıyla başladı. Konuşurken çıkarılan seslere bir takım işaretler karşılık olabilirdi.
İlk yazı nesneleri gösteren resimler şeklindeydi. Konuşma dilini yazı diline çevirmeyi başaran Sümerler düşünceyi ve tarihi gelecek kuşaklara bırakma yöntemini bulmuş oldular. Sümerlerin kil tablet üzerine yazdıkları harflerin biçimi çiviye benze¬diği için bu yazıya çivi yazısı adı verildi. Çivi yazısını Babil ve Hitit gibi uygarlıklarda kullanmışlardır.
Eski Mısırlıların kullandığı resimli yazıya “hiyeroglif” denir. Bu yazıda harfler resimlerle ifade edilir. Hiyeroglif yazılar yalnızca duvara ve anıtlara yazılırdı.
Güney Amerika uygarlığı olan İnkalar “Khipu” adı verilen düğümlerden oluşan ip demetlerinden yararlanıyorlardı. “Khipu”lar sayısal kayıtları tutmak için kullanılmakta her ip farklı renkte ve farklı düğüm şeklindeydi.
Fenikeliler yazıyı çeşitli harflerle anlatarak ilk alfabeyi icad ettiler. Bu alfabe Yunanlılar ve Romalılar tarafından da geliştirilerek Latin Alfabesi oluşturulmuştur.
Gutenberg ise yazıyı daha seri bir şekilde kopyalayan bir matbaa geliştirmiştir. (1457) Konunun devamini oku »

TÜRK TARİHİNDE YOLCULUK

Mayıs 6th, 2009

TÜRK TARİHİNDE YOLCULUK
KAZANIMLAR:
1. Türkiye Selçuklular döneminde Türklerin siyasal mücadeleleri ve kültürel faaliyetlerin Anadolu’nun Türkleşmesine katkısı.
2. Kanıtlara dayanarak Osmanlı Devleti’nin siyasi güç olarak ortaya çıkışını etkileyen faktörler.
3. Osmanlı’da deniz ve ticaret
4. “ hoşgörü ve birlikte yaşama.
5. Türk kültür ve sanatındaki değişim.
6. Osmanlı-Avrupa arasındaki kültür,sanat ve estetik anlayışındaki etkileşim ve değişim.
7. Seyahatnamelerden Türk kültürüne ait izler çıkarma.
8. Islahat hareketleri sonucu toplumsal ve ekonomik değişim hakkında çıkarımda bulunma.
BİLİNMESİ GEREKEN KAVRAMLAR:
1.Fetih 2.Gaza 3.İskan 4.Siyasi güç
ANADOLU, ANAYURT
Anadolu ya Türk Akınları:
İlk Türk akınları 4.yy. da Avrupa Hunları, 6.yy. da Sabar Türkleri tarafından yapıldı. Ancak bu akınlar yurt edinme amacını taşımıyordu. Yurt edinmek amacıyla ilk akınları 1015 yılında çağrı bey yaptı.
Türklerin Anadolu’ya aileleri ile birlikte gelmeleri yerleşmek amacıyla geldiklerinin bir göstergesidir.
#Pasinler (Hasankale) Savaşı (1048)
SEBEP:5.000 kişilik bir Selçuklu ordusunun Bizans tarafından pusuya düşürülmesi.
ÖNEMİ: Bizans ile B.Selçuklu Devleti arasında yapılan ilk büyük savaştır.
SONUÇ: Türklerin batıya (Anadolu)ilerlemesi kolaylaştı.
#Malazgirt Savaşı: 26 AĞUSTOS 1071
SEBEP: Bizans ın Türkleri durdurmak ve Anadolu dan atmak istemesi.
SONUÇLAR: 1 Türkiye tarihi başladı. 2 Anadolu nun kapıları açıldı. 3 Haçlı seferlerine sebep oldu. 4 Anadolu Selçuklu, Osmanlı ve Türkiye Cumhuriyetinin temelleri atıldı.

Anadolu ya Yapılan İlk Türk Akınlarının Amacı
1. Anadolu yu tanımak
2. Alınması güç olan kaleleri yıpratmak
3. Gelecekteki yerleşmenin nasıl olacağını kararlaştırmak

Anadolu da Kurulan İlk Türk Devletleri
Anadolu’ da farklı Türk devletlerinin kurulmasının sebepleri
a- Farklı Türk boyları gelmiştir.
b- Büyük Selçuklu Devleti’ nde komutanlara fethettikleri yerler verilirdi. Bu durum fetihleri hızlandırırken parçalanmayı da hızlandırmıştır.
1. Danışmendliler: Danışmend Gazi Tarafından Tokat, Niksar, Sivas, Amasya, Çorum, Yozgat ve Malatya civarında kurulmuştur.
2. Saltuklular: Ebul Kasım tarafından Erzurum ve civarında kurulmuştur.
3. Mengücekliler: Mengücek Gazi tarafından Erzurum ve çevresin de kurulmuştur.
4. Artuklular: Artuk Bey in oğulları tarafından Doğu ve G.Doğu Anadolu çevresinde kuruldu.
5. Çaka Beyliği:Çaka Bey tarafından İzmir ve çevresinde kuruldu. Denizcilikte ilerlediler. Çaka Bey’ in öldürülmesi Türk denizciliğine vurulan ilk darbedir.

Bu Devletlerin Önemi:
1. Anadolu nun fethine yardımcı oldular
2. Yaptıkları eserlerle Anadolu yu bayındır hale getirdiler
3. Anadolu nun Türkleşmesine yardımcı oldular
Anadolu’da ilk medreseyi Danişmendliler Niksar’da (Yağıbasan) açtılar.Artukluların Diyarbakır’da yaptığı Malabadi Köprüsü dünyanın en büyük taş kemerli köprüsüdür.Divriği’deki Ulu Camii ve Darüşşifa UNESCO tarafından dünya mirası listesine alınmıştır.
ANADOLU SELÇUKLU DEVLETİ (1077-13O8)
Kuruluş Dönemi:
1.Süleyman Şah: (1077-1086) İznik i alarak başkent yaptı.1077 de B.Selçuklu Sultanı Melik Şah Süleyman Şah a Hükümdarlık unvanı verdi. Halep i almak isteyince Tutuş a yenildi ve öldü.

2. Kılıç Arslan: (1092-1107)
Melik Şah Süleyman Şah ın çocuklarını yanına aldı. Melik Şah ölünce serbest kalan Kılıç Arslan Anadolu Selçuklu Devleti nin başına geçti. Bu yüzden A.Selçuklu tahtı 6 yıl boş kaldı. Malatya kuşatması 1. Haçlı Seferi yüzünden başarısız oldu.
Haçlılar İznik i Aldığından Konya başkent yapıldı. Suriye de Emir Çavlı ile yaptığı savaşta yenildi ve öldü. Çocukları yine B.Selçuklu Sultanı tarafından esir alındı.

3.1.Mesut: (1155-1192)
Anadolu tahtı 9 yıl boş kaldıktan sonra 1.Mesut Sultan oldu. Döneminin en önemli olayı 2. haçlı seferidir.
4. 2.Kılıç Arslan (1155-1192)
Danışmendliler e son verdi.Anadolu Selçuklularda ilk gümüş parayı bastırdı. Ülkeyi 11 oğlu arasında paylaştırması en büyük hatasıdır.

#Miryokefalon Savaşı (1176)
SEBEP: Bizans ın Anadolu yu Türkler den geri almak istemesi.
SONUÇLAR:
1. Bizans ın Anadolu yu alma umudu kalmadı.
2.Malazgirt Anadolu nun kapılarını açmış, Miryokefalon ise Anadolu nun sonsuza kadar Türk yurdu olduğunu ispatlamıştır.
3.Bizans savunmada kaldı.
4.Avrupalılar Anadolu ya Türkiye adını verdiler.

Yükselme Dönemi
1. 1.Gıyasettin Keyhüsrev: (1192-1196)
Ağabeyine yenilerek Bizans a sığındı.
2.Rüknettin Süleyman Şah: (1196-1204)
Saltuklular ı yıktı.
Gıyasettin Keyhüsrev (1204-1211)
Antalya yı aldı. Venediklilerle bir ticaret antlaşması yaptı.
#Haçlı Seferleriyle canlanan Akdeniz ticaretinden yararlanmak isteyen A.Selçukluları ticaret yollarının ve liman şehirlerinin ele geçirilmesine önem verdiler.
Antalya önemli bir ticaret merkezi oldu. Bir tersane yapıldı. Samsun u alarak kapanmış olan Karadeniz ticaret yolunu açtı.
4.İzzettin Keykavus: (1211-1220)
Sinop u alarak önemli bir ticaret merkezi haline getirdi. Trabzon Rum İmparatorluğunu vergiye bağladı. Anadolu yu Uluslararası bir ticaret merkezi haline getirdi.
5.Alaaddin Keykubat (1220-1237):
A.Selçuklu Devleti en parlak dönemini yaşadı. Alanya yı alarak bir tersane yaptırdı.
#Yassı Çemen Savaşı (1230)
Harzem şahların Ahlât a saldırması üzerine başlayan savaşı A. Keykubat kazandı ve Harzem şahlar yıkıldı.
—Kırım a bir sefer yaparak Karadeniz ticaret yoluna hakim oldu.
#MOĞOLLARA KARŞI ALDIĞI SAVUNMA TEDBİRLERİ:
a.Elçi ve hediyeler göndererek iyi geçindi.
b.Harzem Şah ve Eyyubilerle ittifak yaptı.
c.Sivas, Erzurum ve Konya nın etrafına sur yaptı.
d.Ahlat ı aldı.
e.Doğudaki Kalelerini tamir ettirerek en seçme askerlerini yerleştirdi.
Anadolu Selçuklu Devletinin Yıkılışı
#Baba i. İsyanı(1240):
SEBEPLERİ:1.Devletin kötü yönetilmesi. 2.Asya dan gelenlerin doğu ve güney doğu da birikmesi.
SONUÇLAR:1.Bu olay Moğollara cesaret verdi. 2.Bu olay A.Selçuklu Devletinin eski gücünde olmadığını gösterdi. Konunun devamini oku »

EKONOMİ VE SOSYAL HAYAT

Mayıs 6th, 2009

EKONOMİ VE SOSYAL HAYAT
KAZANIMLAR:
1. Üretimde ve yönetimde toprağın önemini tarihten örneklerle açıklar.
2. Kaynakların,ürünlerin ve ticaret yollarının devletlerin gelişmesindeki önemini açıklar.
3. Vakıfların çalışmalarından ve sosyal yaşamındaki rolüne örnekler verir.
4. Türklerde meslek edindirme ve meslek etiği kazandırmada rol oynayan kurumları tanır.
5. Meslek seçimi
BİLİNMESİ GEREKEN KAVRAMLAR:
1.Okyanus 2.Girişimci 3.Meslek 4.Dayanışma 5.İthalat/İhracat 6.Pazar 6.Sermaye 7.Sorumluluk 8.Vakıf 9.Vergi

TOPRAK-TARIM
Tarımı Destekleyen Kuruluşlar:

-Ziraat Bankası
-Devlet Su İşleri(DSİ): Baraj, Gölet ve Kanallarla su ihtiyacını(Tarım Alanlarının) karşılar.
-Tarım Satış Kooparatifi: Ani fiyat düşüşlerine karşı üreticiyi korur.
-Toprak Mahsülleri Ofisi(TMO): Tahıl destek alımları yapar
-Türkiye Zirai Donanım Kurumu(TZDK): Çiftçini ihtiyacı olan malları üretir.
-GAP İdaresi Başkanlığı: Güneydoğu Anadolu’nun sulama ihtiyacı için kurulmuştur.
Bunların dışında Çukobirlik, Fiskobirlik, Çaykur gibi kuruluşlar vardır.

TOPRAK YÖNETİMİ

Hititlerde Toprak: Topraklar devletindi. Ancak kral bu toprakları işlemesi için vali ve komutanlara veriyordu. Savaş zamanı vali ve komutanlar besledikleri askerlerle savaşa gidiyordu.
Feodalite(Derebeylik): Ortaçağ Avrupa’sının yönetim şeklidir. Cemre ve Viking saldırıları merkezi yapıyı bozmuş, derebeylik ortaya çıkmıştır. Derebey (Sanyör) her şeyin sahibi idi. İstanbul’un fethinde kullanılan topların örnek alınmasıyla Derebeylikler yıkıldı. Merkezi krallıklar güçlendi.
Manga Karta(1215)İngiltere kralı istediği gibi vergi koyamayacak, mahkeme kararı olmadan kimse cezalandırılmayacaktı.(Kanun üstünlüğü) İngiltere Anayasalı Monarşiye geçti.
Selçuklularda İkta sistemi:
-Askerlere ve devlet görevlilerine hizmet ve maaş karşılığı verilen topraklardır.
-Toprak devletin, işletme hakkı ikta sahibindir.
-İkta sahibi elde ettiği gelirin bir kısımıyla geçimini sağlar, kalanla asker beslerdi. Barış zamanı bu askerler o bölgenin güvenliğini sağlarken savaş zamanı ana orduya katılırdı.
-İkta süresince kullanılır, satılamaz, miras bırakılamaz.
-İkta 3 yıl üst üste ekilmezse elinden alınırdı.
Osmanlı Devleti’ nde Toprak Tönetimi
Dirlik:Geliri asker yetiştirmek şartı ile asker ve memurlara verilen topraklardır.3’ e ayrılır:
a-Has: Geliri 100.000 akçeden fazla olan topraklardır.Padişah ailesine ve divan üyelerine verilirdi.
b-Zeamet:Geliri 100.000 ile 20.000 akçe arasında olan topraklardır.İkinci derece memurlara verilirdi.
c-Tımar:Geliri 20.000 ile 3.000 akçe arsında olan topraklardır.Savaşta başarı gösterenlere verilirdi.
*Dirlik alanlar 3.000 akçeye 1 atlı asker (Tımarlı Sipahi) beslemek zorundaydı.Böylece devlet asker için hazineden para harcamaz,üretimi aksatmaz ve sürekli hazır bir orduya sahip olurdu.
TİCARET
Kıral Yolu:Lidya kralı Giges tarafından yaptırılmıştır.Sardes’ten başlar (bazı kaynaklara göre millet) Su şehrinde sona erer.Tarihteki ilk ticaret yoludur.
Baharat Yolu:Hindistan’dan kara yoluyla Mısır’a oradan deniz yoluyla Avrupa’ya giden yoldur.Bu yol (Mercidabık ve Ridaniye) Mısır Seferi sonunda Osmanlılara geçti.Bu yol önemini coğrafi keşiflerle yitirdi.Süveyş Kanalın’ın açılmasıyla tekrar canlandı.
İpek Yolu:Çin’den başlar, Anadolu ve Mısır üzerinden Avrupa’ya uzanırdı. Coğrafi keşiflerle önemini kaybeden yol, Süveyş Kanalı ile canlandı.

KOL GÜCÜNDEN MAKİNE GÜCÜNE GEÇİŞ
Sanayi inkılabı: Üretimde insan ve hayvan gücünün makinelerin olmasıdır. İlk İngiltere’de ortaya çıktı. Küçük atölyeler yerine fabrikalar kuruldu.üretim arttığı için hammadde ve Pazar ihtiyacı ortaya çıktı. Ulaşım gelişti. Sömürgecilik hızlandı. Köylerden kentlere göç hızlandı. İşçi sınıfı ortaya çıktı. Sendikalar doğdu. Buharlı gemi ve trenler yapıldı.
# Osmanlı sanayi inkılâbına ayak uyduramadı. El emeği ile üretilen mallar Avrupa’nın fabrika malları rekabet edemedi. Yerli sanayi çöktü. Kapitülasyonların da etkisiyle Osmanlı ülkesi Avrupa’nın pazarı haline geldi.
Sendika: İşçilerin hak ve çıkarlarını korumak amacıyla kurdukları toplumsal ve sınıfsal bir örgüttür. Din, dil, ırk ayrımı yoktur.
Grev: Çalışanların iş bırakma eylemidir.
Lokavt: İşyerinde faaliyetin tamamen durmasına sebep olacak şekilde işverenin işçileri uzaklaştırması.
Süveyş Kanalı:1869’da İngiltere tarafından açıldı. Baharat yolu kısaldı. Akdeniz önemini tekrar kazandı.
Panama Kanalı: 1914 yılında açıldı.
Sanayi İnkılâbının Olumsuz Sonuçları
¬¬-Çevre kirliliği başladı.
—Şehirler kalabalıklaştı.
—Doğal kaynaklar daha hızla tüketildi.
—Sömürgecilik hızlandı.
VAKIFLAR
Vakıf:Kişinin kazancının bir bölümünü insanların hayrına olacak bir iş için ayırmasına denir.
# Osmanlı’da ilk vakıf Orhan Bey tarafından kurulmuştur.
# Malını vakfeden kişi kadı huzurunda vakıf şartlarının belirtildiği gibi bir sözleşme oluşturur.
# Osmanlı’da vakıflar din, ırk farkı gözetmeden tüm insanlara hizmet verirdi. Vakıf malları satılamaz, miras bırakılamazdı.
# Vakıf eserlerinin korunması ve verilen hizmetin devamı için 2 Mayıs 1924’te Vakıflar Genel Müdürlüğü kurulmuştur. Görevleri:
1-Vakıf eserlerinin restorasyonu.
2-Vakıfların devamı.
3-Muhtaç kişilere yiyecek ve giyecek yardımı.
4-Burs (öğrenciler için).
5-Anne ve babası olmayan çocuklara maaş.
# Her yıl mayıs ayının 2. haftası Vakıf haftası olarak kutlanır.2006 yılı Vakıf Medeniyeti Yılı olarak ilan edilmiştir.(2008 su yılı).
TEMA(Türkiye Erozyonla Mücadele, Ağaçlandırma ve Doğal Varlıkları Koruma Vakfı)
TEGV(Türkiye Eğitim Gönüllüleri Vakfı)
# Vakıf sistemi sayesinde Osmanlı alınan yerlerin Türkleşmesini sağlamış, bayındır hale getirilmesini sağlamıştır. Ticareti canlandırmış, Eğitim ve sağlık için bütceden para ayırmasına gerek kalmamıştır.
MESLEK
Ahi Teşkilatı:Ahi Evren tarafından kuruldu. Ahi kelimesi kardeş anlamına gelir. 13.yy’da Anadolu’da Moğol baskısı hâkimdi. Anadolu’ya düzensiz bir şekilde Türkler geliyordu. Bunlara bir sanat ve güzel ahlaki beceriler kazandırmak amacıyla Ahi (lonca) Teşkilatı kuruldu. Çırak, kalfa, usta sistemi vardı. Hem teorik hem de pratik eğitim verilirdi. Her Ahi birliğinin sandığı vardı. Bu sandık sayesinde esnaf tefecilerden korunur, zor durumda kaldığı zaman yardım edilirdi.

Ahi Teşkilatının Özellikleri:
Devletle esnaf arasında köprü görevi yapardı.
Verdiği eğitimle mesleklerin devamlılığı sağlamıştır.
İhtiyaç sahibi esnafa yardım edilmiştir.
İnsanlara meslekle birlikte iş ahlakı kazandırılmıştır.
Kalitesiz veya pahalı mal satılması önlenmiştir. Konunun devamini oku »

7.sınıf Yaşayan Demokrasi

Mayıs 6th, 2009

6.ÜNİTE:YAŞAYAN DEMOKRASİ
KAZANIMLAR:
1. Türk Devletlerindeki yönetim şekli ve egemenlik anlayışındaki değişimi ve sürekliliği fark eder.
2. Anayasamızın 2. maddesine örnekler verir.
3. Yasama, Yürütme ve Yargı kavramları
4. Siyasi partilerin, Sivil Toplum Örgütlerinin, Medyanın ve bireylerin gündemi nasıl etkilediğini bilir.
5. İçinde bulunduğu eğitsel ve sosyal faaliyetlerde işleyen süreçleri demokrasinin ilkeleri açısından analiz eder.
BİLİNMESİ GEREKEN KAVRAMLAR:
1.Kurultay 2.Kut 3.Meşrutiyet 4.Monarşi 5.Oligarşi 6.Özgürlük 7.Laiklik 8.Medya 9.Milli Egemenlik 10.Yasama 11.Yürütme 12.Yargı

DEMOKRASİ
Demokrasinin Doguşu: MÖ.450 yıllarında Atina’da site adı verilen şehir devletleri vardı. Şehir devletlerinde kadınların ve kölelerin dışında herkesin söz hakkı vardı. Doğrudan demokrasi uygulanır.
1215’de İngiltere’de kralın yetkilerini sınırlandırmak için Manga Karta ilan edildi. Kral yasaların üstünlüğünü kabul etti. Kral keyfi yargılama yapamayacak, istediği gibi vergi koyamayacaktı.
Coğrafi keşiflerle Avrupa zenginleşti. Rönesans ile bilimde, sanatta ve edebiyatta ilerledi. Reform ile skolaştik düşünce yıkıldı. Düşünce özgürlüğü ve laiklik geldi.
Fransız ihtilali ile birlikte eşitlik, adalet özgürlük ve demokrasi fikirleri yayıldı.
1948 yılında (10 Aralık) Birleşmiş Milletler tarafından İnsan Hakları Evrensel Bildirgesi kabul edildi.

Demokrasi: Halkın kendi kendini yönetmesidir. Uygulama biçimlerine göre Doğrudan, Yarıdoğrudan, Temsili olmak üzere 3 çeşit demokrasi vardır.
Demokrasinin dayandığı temel ilkeler Hürriyet ve Eşitlik, Çoğulculuk ve Milli Egemenliktir. Hürriyet başkalarına zarar vermeden her şeyi yapma hakkıdır. Eşitlik ise herkesin kanunlar önünde eşit olmasıdır.
Herkesin 1 oy hakkı vardır. Din ırk ve düşünce ayrılığı bunu engelleyemez. Seçimler gizli oy, açık sayım ilkelerine göre yapılır. En çok oy alan parti iktidar, diğerleri muhalefet partisi olur. Bir parti yeterli çoğunluğu sağlayamazsa bir ya da birkaç parti koalisyon yapar.
Demokraside milli egemenlik halka dayanır. Halk devleti yönetecek kişileri seçer. Seçilenler devleti halk adına yasalara uygun olarak yönetirler. Eğer halk memnun değilse bir daha seçmez.
Çoğulculuk farklı görüşlerin farklı partilerce temsil edilmesidir. Herkes özgürce düşüncesini açıklayabilir.Bu nedenle çoğulculuk ilkesi düşünce ifade özgürlükleri içinde yer alır.

Türk Tarihinde Demokratik Gelişmeler:
KURULTAYDAN MECLİSE

Eski Türklerde siyasi, askerî ve ekonomik kararların alındığı meclise toy ya da kurultay adı verilirdi.
Orta Asya Türk devletlerinden biri olan Hunlarda her yıl ilkbaharın beşinci ayında (Hazi¬ran ayı) devlet işlerinin görüşüldüğü kurultay top¬lanırdı. Çeşitli şenliklerin ve spor etkinliklerinin yapıldığı bu toplantılarda bir taraftan da devlet iş¬leri görüşülerek karara bağlanırdı. Bu meclislere ileri gelen boylar davet edilir, gelmeyenler devleti protesto etmiş kabul edilirdi. Bu toplantılarda hü¬kümdarların yanında her zaman hatun denilen hanımı oturur ve bazı elçileri kabul edebilirdi.
Türkler hükümdara devleti yönetme yetki¬sinin Tanrı tarafından verildiğine inanıyorlardı. Tanrı tarafından verilen bu yönetme hakkına kut inancı denirdi. Kutun kan yoluyla hükümdarın tüm erkek çocuklarına geçtiğine inanılırdı.
Bütün hanedan üyelerinde kut olduğun¬dan kendine siyasi ve askerî bakımdan güvenen kişi taht mücadelesine girebilirdi. Bu durum Türk devletlerinde bölünmeye neden olurdu.
Devletin devamı için baba - oğul veya kardeşlerin birbirleriyle mücadelesi normal karşı¬lanırdı.
Türk devletlerinde hükümdarlar yönetimi kolaylaştırmak için ülkeyi doğu ve batı olmak üzere ikiye ayırırdı.

İslamiyet’in Kabul Edilmesinden Sonra Meclis
İslam dininin kabul edilmesinden sonra da devlet yönetiminde Türk kültürünün etkisi de¬vam etti. Kut anlayışı İslam dünyasının dinî lideri olan halifenin hükümdarlığı onaylaması uygula¬masına dönüştü.
İslamiyet döneminde de “Devlet ve ülke, hükümdar soyunun ortak malıdır.” anlayışı de¬vam etti.
Devletin başında bulunan sultanın önem¬li görevleri ve sorumlulukları vardı. Sultan, devle¬ti en iyi şekilde yönetir, halkın mutluluğu için çalı¬şırdı. Sultandan sonra en yetkili devlet adamı ve¬zirdi.
Devlet işleri, Divan adı verilen bir kurulda görüşülüp karara bağlanırdı. Divan’a, sultan veya vezir başkanlık ederdi.
İslamiyet’in kabulünden sonra kurulan Karahanlılar, Selçuklular ve Osmanlılar gibi Türk devletlerinde de İslamiyet öncesi Türk devlet gelenekleri devam etmiştir. Ancak devlet yönetiminde de din kuralları etkili olmaya baş¬lamıştır. Özellikle Osmanlı sultanlarından Ya¬vuz Sultan Selim’in halifelik makamını başkent İstanbul’a taşıması ve kendisinin halife olması devleti teokratik bir yapıya büründürmüştür Konunun devamini oku »

Görüş olay olgu genelleme kavram nedir?

Mayıs 3rd, 2009

OLAY: Ortaya çıkan, oluşan durum, ilgi çeken veya çekebilecek özellikte olan her türlü iş veya hadiseye denir. Örn. çocukların parkta oynaması, insanların alışveriş yapması, iki kişinin birbiriyle tartışması, trafik kazasının yaşanması, çevre kirliliğinin ortaya çıkması vs.
Karşılaştığımız olayların yalnızca bir nedeni yoktur, birden fazla nedeni olabilir.
OLGU: Kolayca anlaşılabilen, tam olarak bilinen, objektif olarak kanıtlanabilen ve bilimsel verilere (bilgilere) dayandırılabilen somut şeyler, olay ve düşünceler. Örn.
Atatürk, TC’nin ilk cumhurbaşkanıdır.
Türkiye’nin en büyük gölü Van Gölü’dür.
Türkiye’nin başkenti Ankara’dır.
Üçgenin iç açıları toplamı 180 derecedir.
GÖRÜŞ: Kişiden kişiye değişen ve insanların bireysel düşüncelerini yansıtan bilgiye denir. Örn.
Sinema tiyatrodan daha eğlencelidir.
En kolay ders matematik dersidir.
Elma portakaldan daha güzeldir.
Trenle seyahat etmek daha kolaydır.
KAVRAM: Basit bir fikri veya gerçeği, bir gurup veya bir sınıf şeyi soyutlayarak ifade eden terim, kelime (Bir nesnenin veya düşüncenin zihindeki soyut ve genel tasarımıdır).
Kavram Testi: Eğer bir sözcük;
genel ve soyutsa,
bir veya iki sözcükle ifade ediliyorsa,
evrenselse,
bir zamana bağlı değilse,
ortak özelliklere sahip farklı özellikleri temsil ediyorsa kavramdır.
Örn. nüfus, enerji, değer, kültür, değişim, demokrasi, aile, güç, çevre, bağımsızlık vs. Konunun devamini oku »

 
Kurucu(Fatih Gülşen)  
  Mp3 ler biraz geç açılıyor ÖZÜRDİLERİZ  
 
 

 

-------6-B DUYURULAR 6-b-------

Bu bir 6/b Sitesidir 6/b Sınıfında okumayan öğrenciler alınabilir..Sitemizde küfür ve kötülaflar söylemeyiniz.Söylersenız bile 6/b sınıfının ismi karalanır siteyi reklam yapmayınız.Bende sizi reklam yapmaktan hoşlanmıyorum. Site (KURUCU)Su (Fatih Gülşen)

-------6-b DUYURULAR 6-b-------

HTMLKODLER

 
 
 
Ressam Şevket Dağ İlk Öğretim Okulu 6/B Öğretmen seval usta aynı zaman da Türkçe Öğretmenidir. Matematik Öğretmeni=Ahmet Köseoğlu. Sosyal Bilgiler Öğretmeni=İsmail Avvuran. Fen Ve Teknoloji Öğretmeni=Betül Kara. İngilizce Öğretmeni=Seçkin Kıpçak. Teknoloji Ve Tasarım Öğretmeni=Hatice Küçüktarakçı. Din Ve Ahlak Bilgisi Öğretmeni=Derya Bahadır. Resim Öğretmeni=Sebile Eğribay. Beden Öğretmeni=Fehni çakır. Spor Öğretmeni=İsmail Avvuran.
 
 
 

htmlkodu.net

 
Bugün 13 ziyaretçi (17 klik) kişi burdaydı!
Bu web sitesi ücretsiz olarak Bedava-Sitem.com ile oluşturulmuştur. Siz de kendi web sitenizi kurmak ister misiniz?
Ücretsiz kaydol